Sağlıklı Teknoloji Alışkanlığının 8 Yolu

 

Hem alan uzmanlarını dinlediğimizde hem de yapılan bilimsel çalışmaları incelediğimizde her geçen gün akıllı telefon bağımlılığının daha yaygın ve zarar verici bir duruma dönüştüğünü görüyoruz.  Akıllı telefonlarımızın bizler üzerindeki etkisi o kadar fazla ki telefonumuz çalmasa bile “hayali titreşimler“e maruz kaldığımız bir durum ile karşı karşıyayız. Sürekli bir bildirim beslemesi içinde olmaya o kadar alışığız ki akıllı telefonlarımız yanımızda olmadığında sıkıntılı bir hal içerisine giriyor onlara dair ayrılık kaygısı geliştiriyoruz.

Teknolojiye özellikle akıllı telefonlarımıza yönelik kullanım alışkanlıklarımızı gözden geçirip yeni bir düzenleme yaratmak, kısaca teknoloji tüketiminde biraz ölçülü davranmak bizlerin daha anlamlı ilişkiler kurmasını ve daha az hayali titreşimlere maruz kalmasını sağlayabilir.

Teknoloji kullanım alışkanlığını daha sağlıklı ve daha etkin bir şekilde geliştirmek isteyenler için işte 8 önemli yol:

1.Sabahları telefonunuzu kontrol etmekten kaçının

Güne başlamak, uyurken internette kaçırdığınız her şeyin bir özeti olmak zorunda değildir. Sabah bildirimlerini bir kenara bırakın ve zamanı; teknoloji kullanımını içermeyen kendi rutininizi oluşturmak için kullanın. Hayatlarınıza çevirim içi deneyimlerden oluşan bir menü yerine gerçek ihtiyaçlarınıza göre şekillenmiş bir menüyü dahil edin.

 

2. Telefonunuzu Haftada Bir Evde Bırakın

New York’ta yaşayan bilişsel davranışçı bir terapist olan Dr. Elizabeth Cohen’e göre, akıllı telefonlara bağlılık genellikle “FOMO”nun (fear of missing out/kaçırma korkusu) bir sonucudur. Bu duruma daha fazla hazır olmak için (sadece bir günlüğüne bile olsa) telefonunuzu haftada en az bir gün evde bırakmanız önerilir. Cohen, bir şeyi kaçırma korkusunun genellikle yetersizlik duygularından kaynaklandığını ve “kişi altta yatan korkunun ne kadar çok farkına varabilirse, telefona aynı derin ihtiyacı o kadar az hissedeceğini” söylüyor. Cihazınızı bir gün boyunca terk etmek çok zorsa, daha küçük başlayın. Ufak işleri yaparken veya öğle yemeği yerken onu geride bırakabilirsiniz.

 

3.Harekete Devam Edin

Ekranlara bakmanın olumsuz bir yan etkisi de, hareketsiz davranışı teşvik edebilmesidir. Akılı telefonlar, bilgisayarlar hayatlarımızı bazı noktalarda kolaylaştırmaya yardımcı olurken bir taraftan da omurga sorunlarını beraberinde getirirler. Teknoloji bağımlılığı ve çalışma ortamındaki artan stres yükü kas-iskelet sistemi hastalıklarının daha çok görülmesine neden olur.  Teknolojik ürünlerin yoğun kullanımı sonucu daha az kullanılan kaslar giderek zayıflar ve bu da eklemlere binen yükü artırır. Bilgisayar gibi ürünlerin kullanımında uzun süre oturulması düzgün duruşu da bozar ve omurgaya binen yükü dengesiz hale getirir, bu durumda ilk hissedeceğimiz şey: ağrıdır.

Uzmanlar ekrana bakmaya ara vermenin yanı sıra, telefonunuzu mümkün olduğunca sık göz hizasında tutmanızı önerir. Bütün bir günü duruşunuza ve teknoloji ile etkileşiminizin onu nasıl etkilediğine dikkat ederek geçirmeniz gerektiğini ifade ederler. Kullanım sırasında kendimize teknik molalar vermeyi taahhüt etmek yaşayacağımız sıkıntıyı öneyecek adımlardan biri olacaktır.

 

4.Daha Çok Konuşma Daha Az Mesaj

Yüz yüze iletişimin önemi tartışmasızdır, ancak telefon ve görüntülü aramanın bile mesajlaşmadan daha anlamlı kişilerarası bağlantı biçimlerinden biri olduğu kanıtlanmıştır. Birçok insanın, yüz yüze paylaşımlar konusunda stres hissettiği ve çoğumuzun asla tanışamayacağımız “arkadaşlarımız” olduğu bir zamanda, birbirimizle konuşmaya başlamak her zamankinden daha önemli. Elbette, kısa bir mesajın yeterli olacağı zamanlar vardır, ancak bunu daha sık yapmayı tercih ettiğinizi fark ederseniz, ailenizin ve arkadaşlarınızın yüzlerini görmek ve seslerini duymak için çaba göstermelisiniz.

 

5.Aile Yemeklerini Telefonsuz Hale Getirin

Sağlıklı ergen gelişimi için günlük (veya neredeyse her gün) aile yemeklerinin önemi ortadadır. Teknoloji kullanımı içermeyen aile yemekleri bireylerin, ailevi bağlarını güçlendirerek ilk olarak onlara sohbet etme ikincil olarakta problem çözme becerilerini geliştirmeleri için bir alan yaratacaktır. Bunun da iyi aile ilişkilerinin kurulmasında kolaylaştırıcı bir etkisi mevcuttur. Ekran kullanımını azaltmak isteyen aileler için akşam yemeği;  başlamak için mükemmel bir yerdir.

 

6. 20-20-20 Kuralına Uyun

Göz sağlığı alanındaki uzmanlar akıllı telefon ve bilgisayar ekranlarına yoğun maruz kalan kişileri,  20-20-20 kuralına göre gözlerini dinlendirmeleri gerektiği konusunda uyarılarda bulunmakta. Bu kuralı her 20 dakikada bir 20 saniye 20 fit (yaklaşık 6 metre) uzağa bakmak olarak tanımlayan uzmanlar şunları ifade etmektedir: “İnsanlar genel olarak normalde bir dakikada 15-20 kez gözlerini kırparlar. Ama konsantrasyon seviyesi arttıkça, kırpma sayısı azalır. Bilgisayarda çalışırken yada akıllı telefon ekranlarına aralıksız bakarken dakikadaki göz kırpma sayısı 5’e düşer ve göz sürekli açık olduğu için gözyaşı buharlaşıp uçar. Bu da gözlerinin kurumasına sebep olur. Uzun süre bilgisayarda çalışırken bilinçli bir şekilde gözleri daha fazla kırpmakla gözyaşı tabakası ve gözlerin nemliliği korunmuş olur.” Aynı zamanda Ekran süresini bir seferde 20 dakika ile sınırlamak, göz atma işleminizde sınırlar oluşturmanıza ve zamanınızı yönetmenize yardımcı olabilir.

 

7. Günlük Tutmaya Başlayın… Kağıt Üzerinde

El yazınızın neye benzediğini hatırlıyor musunuz? Düşüncelerinizi bir günlükte toplamak, öz-yansıtma için tuhaf bir yöntem gibi görünebilir, ancak bu sürekli dikkatinizi parçalayan internetin vahşi uyarıcılarına karşı mükemmel bir antitezdir.  Bireyin kendini izleme ve değerlendirme sürecinde bir nevi geribildirim olan öz yansıtma, bireyin kendi davranış ve deneyimlerinin farkındalığını, memnuniyet ve memnuniyetsizlikleriyle karşı karşıya kalmasını ve gerek gördüğü sürece değiştirmesini sağlar. Yazma aracılığıyla gerçekleştirilen bu öz yansıtma sürecinde hiçbir pop-up reklam, haber bülteni veya arkadaşlarınızdan gelen mesajlar dikkatinizi dağıtamaz. Yazı yazmanın ne kadar özgürleştirici olabileceğini keşfedeceksiniz.

 

8.Telefonunuzla Uyumayın

Gerçek bir çalar saat satın alma zamanı. Telefonunuzu yatakta yanınızda tutmak, özellikle aralıklı olarak kontrol ediyorsanız bu durum uykunuzun kalitesini ve miktarını azaltır. Bu özellikle gelişim ve büyüme dönemindeki bireyler için oldukça önemlidir. Yatakta bildirimleri okuma ve cevap verme, e-postaları yanıtlama uyarısı zihninizi aktif tutmakla kalmaz, telefonunuzdan veya dizüstü bilgisayarınızdan gelen mavi ışık sizi gerçekten “gündüz moduna” sokar ve melatonin üretiminizi baskılayarak uykunuzu böler. 20 dakika önce telefonu kapatmak ve sizden uzak bir noktaya koymak bu alışkanlığın geliştirilmesinde faydalı olacaktır.   

 

 

 

Lütfen bizi takip edin

Yorum yapın

error

İçeriklerimizi beğendiniz mi? Lütfen bizi arkadaşlarınızla da tanıştırın.